17/3/2009

En saf halinde sevmeleri bıraktın düşlerime...







En saf halinde sevmeleri bıraktın düşlerime...İyiki geldin :))Hoşgeldin:))

Öyle bir an da girdin ki yüreğime...Öyle apansız,öyle ansız,ama asla değil zamansız,bütün kaybolan zamana inat...Öyle hazırmış ki meğer sana bütün benliğim...Sanki ezelden beri sana aitmiş içimde yaşattığım herşeyim...Gönlümde el değmemiş,kirlenmemiş her ne varsa,sana saklıyormuşum meğer avuçlarımda...


Öyle bir anda düştün ki gönlüme...Önce resmin vurdu gözlerime kurşun gibi,sonra bakışların düştü,ardın sıra hayalin...Adın dilime dua,varlığın ruhuma mihrab oldu...Talan oldu bütün kirletilmiş geçmişim gelişinle...Korkulu rüyalarımdan uyanışlarım,bir de çıkmazlarım yalan oldu...

Neredesiniz şimdi?Heyy beni gözyaşı yağmurlarına tutan kara bulutlar...Nerede ya beni gün geçmeden vuran acı hatıralar...Ya üstüme üstüme gelen yalnızlığa bezeli duvarlar...Ne varsa yokluğunda gark olduğum...Varlığınla her biri bir bir harab oldu...


Öyle sorgusuzdu ki sevdan...Öyle umarsız bir çift göz,bir kaçamak bakış gibi gizliden...Öyle esir edercesine sarılı bir dada...Öyle haylaz bir rüzgar gibi gönlüme inceden bir dokunuş...Ansızın kıyılarıma vuran coşkun bir dalga...Bir fırtınaya sebep bakışlar gibi,baharda sevişen kelebeklercesine hoyrat...Öyle gerektiği gibiydi ki  gelişin...


Öyle çaresiz teslim oldu  ki sana yüreğim...Öyle farkındasız,öyle amansız bir vurguna tutuldu ki bütün hücrelerim...Öyle bir anda düştü ki sevda ateşin gönlümün orta yerine...Öyle bir kor ki gelişin dahası yangınlara gebe...



Ansızın giriverdin gönlüme sorgusuzca...Rüzgarında alıp savurdun bütün hüzünlerimi...İçinde hep umudun var olduğu gülüşleri bıraktın yerine...Faydasız gecelerime inat,uzattın ellerini....En saf halinde sevmeleri bıraktın düşlerime...

İyiki geldin...Hoşgeldin :)))
 


Ansızın düşüverdi dilime adın...Riyadan uzak sıcak bir güümseyiş gibi...İlk kez böyle içten,böyle samimi...Filizlenen bir aşk fısıltısı gibi...En dokunulmamış umutları bıraktın yüreğime
 


Anlam veremediğim bir sıcaklık gibiydi gelişin...Rengarenk çiçeklere bezenmiş bahar tadında...İsminle birlikte takılıp kalan dudaklarımda...Fırtınalardan yorulmuş şu aciz bedenime...En kirlenmemiş yarınlar senin der gibiydi Merhaba deyişin... :)))

Öyleyse sana da Merhaba...Kocaman,sıcacık bir Merhaba :)))
 
17 Mart, 02:09

9/3/2009

**GECENİN RENGİ**



Sponsor Aranıyor 

...Sitem için Sponsor Aranıyor...

Başvuru için;

cembuyukkaya@windowslive.com

9/3/2009

Yüreğimin seninle olduğu yerdeyim...!






Ne yapsam faydasız...Avuntusuz gecelerim karşı koyuyor bütün uğraşlarıma...Seni unutmaya and içtiğim bütün gecelerim,sana mahkum saatlere dem vuruyor beni...Gün oluyor kendimi,gün geliyor unutuyorum işte adımı bile...Bir seni unutmayı beceremiyorum nedense...Nasılsa ihtimaller engelliyor beni...Belki ile başlayan bütün cümlelerim asla ile bitiyor olsada hep...Bitmiyor işte içimde sana dair sakladığım umutlar...Günden güne ben bitsemde,aldırmıyor bir olsun sana ait kalan yanım...Aldırmıyor ya,tükeniyorum...

Ne yapsam çaresiz...Sana çıkıyor bütün terk girişimlerim...Sen gittiğinden beri,ben her akşam oluşunda hüzne bulanırım...İnceden bir veda havasında titrer kalemim...Tekrar tekrar anarım seni...Gözyaşıma karışır en olmaz sitemlerim...Utanır diyemem yokluğunu gönlüme...Utanır diyemem dayanmaz yüreğim...Hem zaten sen gittin gideli yüreğim kış uykusunda...Utanır diyemem işte...Yok!Gitti...

Susar kalırım sensizliğimin dayanılmaz yangınıyla...Yokluğun avuçlarımda durur kalırım hayatın orta yerinde...Sabaha bulmayan gecelere vururum kendimi...Yüreğini bir meçhule kaptırmış,bıçağın iki yüzü kadar keskin acılar büyütürüm yokluğunda...Gözlerimin ufkunda en dokunulmamışından düşler görürüm seni her andığımda...Uzak ülkelerde,uzak şehirler görürüm sensiz...Kaçıp gitmek olur çarelerim...Çekip gitmek...Sen kendi şehrinde bensizliği yaşarken ben seninle aynı şehirde sensizliğe nasıl mahkum dururum...Sen gözyaşına teslim ediyorken sevdamızı.Bende yağmurlarında ıslanıyorum  son bulmaz yalnızlığımın...Oysa sen her şeye rağmen gitmiyorsun içimde ...Ben hala seni yaşıyorum apansız  gidişine inat... Geceler boyu düşlerimde bin kez sana geliyor..Bin kez sessizliğe dönüyorum belki bin inat...Seninle seni yaşamak varken  doyasıya...Yokluğunu yaşıyorum çaresiz içim parçalanırcasına...Kahretsin...Ah...Keşke...!!!

Yok yok...Bundan gayrı Keşkeler yasak bize...Sus bir şey söyleme...Ama lar yasak..


Öyle çok keşke lerim var ki,sanki söyleyecek.Öyle çok ama larım var ki,arkasına sığındığım.Dilimin ucuna gelipte diyemediğim...Boğazımda düğümlenen isminle birlikte, öyle çok şey var ki söyleyemediğim...

Öyle anlamsızım ki yokluğunda...Öyle ümitsiz...Öyle yorgun,öyle kırgın...Yalnız bir umudum var beni ayakta tutan,bunca zaman...Yıkılmadıysam umudumdandır...Hala hayatta kalabiliyorsam sana olan sevdamdandır...Hep bir gün,avuntusuyla ayakta tuttum içimde depremlere gark olan yüreğimi...Bir gün dedim hep yokluğuna alışamayan gözlerime...Bir gün...

Bir gün gelecek yeşereceğim gönül bahçende.Her gün bir çiçek olup...Her gün ayrı ayrı bir renge bürüneceğim...Öyle buram buram kokacak varlığım her yanında...Gelip saracağım bir gün ruhunu,sevdalı bir rüzgar gibi...Bir gün belki bir yıldız olup öylece uzağından seyre dalacak,belki bir gün yağmur olup yağacağım üzerine...Gözyaşın olurum belki bir gün süzülürüm dudaklarına...Belki o zaman söyleyebilirim sana,dilimin ucuna düşenleri...Hani yarım kalmışlıklarımı...Hani düşleyip yapamadıklarımızı...Sitemlerimi sana dokundurmadan,yüzünde gülümseyişleri dondurabilmek adına susarım belki...Susar hiç konuşmadan çeker giderim...Senin yaptığın gibi...


Şimdi sensizliğimin uçurumunlardayım...Uzaklığının denizlerinde boğulmaktayım Girdaplarındayım yalnızlığımın...Suskunluğumla hapsolduğum...Yokluğun kaygısında.. Özlemlerinde kaybolduğum bir yerlerdeyim...

Keşke ...lerdeyim...Ama ..lardayım...Biliyorum Keşkeler yasak bize...Biliyorum amalarımın bir sonu yok...Biliyorum sensizliğim sürüp gidecek belki bir ömür böyle...Sen olsan da olmasan da...Bir olsun beni duymasan da...Bir gün deyişlerim yalnız mısralarımda kalacaksa da...Sen başka sevdalara yelken açmış olsan da...Ve gidişin katiyse bir daha dönmemecesine...Çek git...Arkana bile bakma...Ve dönme artık istemem...Bir daha geri dönme...

Sen her nerede olursan ol...

Ben sensizliğime,ben yokluğuna rağmen...Yüreğimin seninle olduğu yerdeyim...!

3/3/2009

Ümidine Tutunmak...





Bir sebebi yoktu sana Merhaba deyişimin...Bir ırmak gibi akıp gidiyordu sana sözlerim...Bir şeyler beni sana çağırıyordu içten içe...Kapıldım gittim içimdeki yitik bir umudun peşine...Kapıldım gittim zamansız,oysa ben gidiş hazırlığında telaşlıydım...

Uzaktan gelen bir sıcak rüzgâr gibiydi adın... Ansızın düştün yüreğimde ki yangının tam ortasına... Öyle aniden,apansız sorgusuz çalmadan kapılarımı...Öyle bir zamanda geldin ki karşı konulmaz bir yivmeyle...Tam çıkıp gidecekken içimde ki son umut, dur dedin sen... Dur gitme!

Sonbaharı çoktan terk etmişti oysa yüreğim... Umutlarıma karlar yağıyordu  benim Şubat sonraları... Bakışlarıma kış vurmuş, nicedir üşüyordum... Daha terk etmemişken beni acı hatıralar, gözyaşı biriktirmelerim bir de gece yarıları... Yalnızlığım ayyuka çıkmış, ucu bucağı görünmeyen boşluklara düşüyordum sonra... Tam çıkıp gidecekken her şeyden sessizce... Dur dedin sen... Dur gitme!

O unuttuğum baharın şen türkülerini besteler gibiydi bakışların... Yağmur sonrası toprak kokusu, karda açan çiçekler gibiydi umuda filizlenen...

Öyle bir anda düştü ki, resmin gözlerime... Öyle apansız, esir edercesine... Alışkanlığım oldu önce sana uyanmalarım... Sonra yangınım oldu sana susuşlarım...Susabildiğim kadar hayattım... Konuşulacak o kadar fazla kelimenin içinde en olmayacak sırada seçim sessizlik olmalıydı, susmalıydım... Sustumm... Suskunluğumda bölündüm...

Ümidine tutundum sonra... Hep belki diyerek... Yüreğine emanet ettim düşlerimi... Bütün gidişleri erteledim suskunluğumda... Ve sana yordum bütün gelişleri... Düşlerimi sana yordum, sana adadım en kuytu hayallerimi... Yarınlarıma umudumdu oysa gelişin... Ansızın düştün yüreğimde ki yangının tam ortasına... Tam çıkıp gidecekken içimde ki son umut, dur dedin sen... Dur gitme!

Kalmak korkutuyordu beni... Yeniden yaralanmak, bir kez daha bir kez daha aynı hataları yaşamak... Yaşanacak onca şeyin içinde en olmayacak çekip gitmek olmalıydı... Gidemedim... Kaldım... Kalışımla bölündüm...

Ümidine tutundum sonra hep belki diyerek... Bütün keşkeler den uzak sana emanet ettim yaralı yüreğimi... Bütün sitemleri erteledim kalışımla... Ve sana yordum içimdeki filizlenen tuhaf sıcaklığı... Seni çizdim gece yarıları gökyüzüne, seni topladım yıldız niyetine... Sana adadım bütün dileklerimi... Dedim ya yarınlarıma umudumdu  gelişin... Ansızın vurdu kıyılarıma adın, içimde bir yerlerde saklanan mutluluklarımı alıp çaktı gözlerime...

Dur gitme der gibiydi işte gelişin... Dur gitme! Bir gün ben sana desem gitme diye kalır mısın benim için? Alıp bir kez de benim için, içimde sana kurduğum ülkenin HARİTA :)’sını çizebilir misin?

Devam Edecek...

2/3/2009

Gülümsemen Yeter...



Uyku tutmadı bu gece. İçimde tarif edemediğim çözemediğim bir şey var, Boşluk mu dersin, sıkıntı mı dersin bilmiyorum. Rahatsız ediyor ruhumu, aynı zamanda da bedenimi baskılıyor.
Tere batıyorum, ruhum mu acı çekiyor?

Kalktım. Yatağım hem bozuk hem de iç karartıcı şu haliyle. Masamın başına geçiyorum karalarım bir şeyler. Çekmecemi açtım. Ordaydı kurtaracak şey sanırım. Küçük bir sevgililer günü hediyesi. Yarım bir kalp, parlıyor olanca gayretiyle, yarısı o ışığın sahibinde.

Farkında olmadan elime almışım, dikkatle bakıyorum. Parlaklığa değil, üstünde oluşan siluetine. Siluet denmez aslında o kadar canlı ki gözlerimde. Sanki arkamdaymışsın da bana bakıyormuşsun gibi. Bana doğru uzandığını gördüm, hafifçe uzattın elimi yanağıma. Öptüm yanağımdan çok sakince. Sesimi çıkarmadan takip ederken usulca. Kalbime geldi elin, girdi içime. Ve söktü attı içimdeki tüm sıkıntıları. Çıkmadan önce son bir kez, okşadı kalbimi,okşadı ruhumu.

Çıkarken elin içimden. Kalan sadece senin varlığındı içimde. Bir zerre siyah olmadan sadece sen. Kurtarmıştın beni yine siyah derinliklerden. Hayalin bile yetmişti bunu yapmaya. Beni yaşatmaya.

Hatırlıyor musun? Demiştim sana; Gülümsemen yeter diye. Gülümsemen yeter Sevgilim. Senin o gülümsemen benim içimdeki aşkın ortaya çıkmasına yeter de artar bile. Beni karanlıktan kurtaran hayalin değil, Sana olan aşkımı ortaya çıkaran o hediyendi çünkü Sevgilim. Seni bana gösteren sana olan aşkımdı Sevgilim.

Beni sana bu kadar bağlayan, Seni bende sonsuz yapacak olan, Beni yaşatacak olan şey;

Aşkımı her seferinde yeni baştan başlatan; Gülümsemen Sevgilim.

 

Alperen'den...

Selda’sına ithaf edilmiştir…

24/2/2009

Ecelim Olur...




Dayanamam bu ayrılığa
Alışamam yokluğuna
Sitemim sana değil bu yalnızlığa
Ben kendimden bile çıkar giderim

Hasretin yanar durur
Önce kor olur
Sonra küllenir
Aklıma gelir
Verdiğin tüm sözlerin
İçimi acıtır
İçimde sevdan büyür
Gidişin ecelim olur

Bu sözler yeni bestelediğim şarkının sözleridir... Yakında bu şarkıyı sizlerle paylaşacağım dostlar...

21/2/2009

Son Günah...




Anlamını gitgide yitirmekte olan bir hayatın son çırpınışları bu içimde... Artık öylesine zor geliyor ki kendimle yüzleşmeler... Sancılı gecelere göğüs germeler tarih olmuş çoktan, aşkımız gibi... Unutulmuş köşelerde bir ben kalmışım, ihtimaller bilmecesiyle avuçlarımda... Son umudumsa içimde bir yerlerde kaybolmuş, üstüne gözyaşından yağmurlar dokunmuş yüreğimde sakındığım senin... Gömdüğüm yerden kaymış toprağı... İçimde kopan fırtınalar savurmuş sevdanın kırıntılarını... İçimde yanan ateş, zaman içinde küllenmiş önce, sonra yokluğunda rüzgâra karışmış... Bütün alışkanlıklarım yaşatmış oysa seni, onca zaman... Sana dair her ne varsa hep bir yanım tutunmuş bin umutla... Gittiğin günden beri içimde saklamış meğer hep sana ait kalan yanım... Bir yanım unuturken seni, bir yanım durmaksızın özlemiş seni delirircesine... Bir yanım git derken bütün kalanlarına, bir yanım çağırmış seni son bulmaz bir arzuyla...

Bütünüyle yalan olan şu zalim dünyada, kendime söylediğim son yalandı oysa geçen bunca zaman... Seni içimden söküp attığım yalandı... Unuttum deyişlerim... Özlemedim derken bile dudağımda kor oldu kaldı adın... Sakladım gözyaşlarımı, kendimden bile saklı kuytularda haykırdım bütün acılarımı... Nasıl anlatırdım ki yokluğunu yüreğime? Öyle muhtaçken varlığım sana, nasıl derdim gitti? Bütünüyle yalan olan şu zalim dünyada, kendime söylediğim son yalandı çekip gidişin... Gitti diyemedim önce, yok, bir daha dönmeyecek diyemedim işte kendime bile... Kabullenemedim ayrılığımızı önce, sen varmışçasına yaşadım sensizliği gizli gizli... Anlayamadım apansız gidişinin ben de bırakacağı izi...

Nasıl anlatırdım ki yokluğunu yüreğime? Öyle muhtaçken varlığım sana, nasıl derdim gitti? Gitti diyemedim işte... Seni kötü bilsin istemedim içimde sana çarpan yüreğim... Nefretim karışsın istemedim içimde ki tertemiz sevdana... Gitti diyemedim de dilim tutularak öldü dedim... Bu benim son günahım olsun... Bu son yalanım olsun öldü dedim işte. Öldü dedim? Allah korusun! Mevla’m ömrümden alsın da katsın senin canına... Öldü dedim ya bir kere... Çaresiz gömdüm seni yüreğimin en derin maviliklerine... İçimde günden güne ölen inançlarımın yanına... Hani en dokunulmamış, kirletilmemiş, gelişinle Nisan dokunmuş, gidişinle Şubatlara gark olmuş mabedime...Gazel dökmüş bir bahardı oysa yokluğun...Ömrüme yüklenen anlamsız,tesellisiz bir hasretti son bulmayan...Hasreti cümlelerime dolayan bir vurgundu olmayışın...Tarifsiz bir sıkıntı,tekdüze bir ümitsizlik gibi...Avuntusuz gecelerin korkusuydu belki...Gün be gün tükenmekte olan umutların gölgelerinde kaybettim ardından sana ait ne kaldıysa ben de... Kaybettim işte hem seni, hem kendimi de... Bir adın kaldı gizliden dilimde... Bir sevdan, yüreğimden bile sakladığım odalarda...Bir de derinden bir sızı içimde...İnceden bir pişmanlık,masalsı bir sevda ve son bulmaz bir özleyiş yaşanmamışlara bana senden kalan...

19/2/2009

Gidiyorum...





Şimdi gidiyorum… Bütün nafile çırpınışlarımı, bir de yalansız düşlerimi bırakıyorum sana… Ürkek öpüşlerimi sonra… Uğrunda harcanmış, heder edilmiş yıllarımın yanına dilimde yarım kalmış sitemlerimi bir de…

 Şimdi gidiyorum… Bütün ihtimalleri, bütün “Keşke’leri, sonra bir de Ah! Çekişleri de alıp yanıma… Sana bir tek dönebilme ihtimalimi bırakıyorum umut ederek… Yitik bir umudun peşinde beni özleyebilme ihtimalinde, ben gibi hani adam gibi sevebilmeyi öğrenişinde kanıksayarak…

Gidiyorum işte, odamı bile toplamadan… Ne duvarda asılı duran resmini kaldırıyorum, ne kalanlara aldırıyorum. Gidiyorum işte geride yalnızlığımı da bırakıyorum sana… Sana ait her ne varsa geride bırakıyorum… Her şeyi burada senle bırakıyorum… Umutlarımı, yarım kalmışlıklarımı, hatıralarımızı bir de… En kötüsü de bu işte… Hatıralar öyle can yakıyor ki yokluğunda… Bir de seninle yaşamak isteyip de yaşayamadıklarımı…
Hepsini sana bırakıyorum
.  Sana duyduğum sevda yüreğimde, sana adadığım yarınlar düşlerimde… Öyle yorgun, öyle kırılmış… Öyle kederli… Öylece çıkıp gidiyorum işte… Gidiyorum ya bir adresim bile yok cebimde… Gidiyorum işte içimde seni de sığdırabildiğimce götürüyorum gittiğim yere… Sana sırf senin için mutluluğun için, keşke siz yarınlar dileyerek gidiyorum. Bu gidişin dönüşü olur mu bilmeden gidiyorum. “Kim bilir bu yollarda bir daha yürür müyüm? Kim bilir ne bekliyor ölürmüyüm, kalır mıyım? Seni dünya gözüyle bir daha görür müyüm? Diyor ya hani o en sevdiğin şarkı. Ben o şarkıyı mırıldanarak gidiyorum.

 İşte Gidiyorum. Bir kaçış değil bu gidişim, yalanı yaşamaktansa, seni sensiz yaşatmaktansa bize bırakılan son şansı
kullanıyorum… Beni benden uzak diyarlara alıp gidiyorum… Seni umut etmeyi değil yalnızca bu şehri terk ediyorum…
Sonsuza dek uzak durmak istiyorum artık mavi semaların köreldiği bu şehirden.  Mesafeleri alıyorum aramıza belki ama… Seni içimde bulduğum bütün boşluklara yayıyorum… Ve seni son öptüğüm yağmurlu geceyi yok sayıp gidiyorum… Denizi koklayışımı, yakamozla dans edişimi de sana bırakıyorum sonra… Sayfalarımla seviştiğim mürekkebimin sana tükenişini birde…

 Ben gidiyorum… Bir daha dönmemecesine uzunca bir yolculuk vakti şimdi… Bu yüzden en çok bana yakışır hoşça kal demek… Bütün kırgınlığımı mutlu ol deyişlerime saklayıp sessizce gidiyorum… Hem o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Sana son bir kez seviyorum deyişimi, bir de o ilk gün ki gibi bakışlarımı bırakıyorum… Alışkanlığından vazgeçen bir tiryaki gibi sıkıp yumruklarımı, arkama dönüp bakmadan gidiyorum.

 Şimdi gidiyorum… Sana veda bile edemeden… Giderken sensizliği yazıyorum akşamın gözlerime düştüğü anlarda... Dünkü takvimlerden devraldığım hüzünleri toplayıp yine yokluğunu kanatıyorum duvarların beni anlamadığı dar vakitlerde... Kâğıt, kalem bir de cümlelere sığmayan yokluğun... Bir türlü öldüremediğim bir türlü yenemediğim dilsiz suskunluğun. Her şeye inat gidiyorum işte… Senden gidiyorum belki ama içimdeki seni alıp gidiyorum…

Gidiyorum işte… Bu gidiş seni öldürmeyecek içimde… Bu gidiş bitirse de beni sen bitmeyeceksin… Öyle ki; Senin bir yerler de bensiz olsa da " nefes alıyor olmanı " sevdim.

Sen bana ait olmasan da; Ben senin var olduğun bu dünyada " yalnızca var olmayı " seçtim sevgili... Uzağında da olsa yalnızca var olmayı… Hoşça kal sevgilim… Hoşça kal sevdamı sığdıramadığım bu koca şehir… Gözlerimde buğu, dilimde sitem, yüreğimde ayrılığının can alıcı yangını avuçlarımda… Ben gidiyorum…

 

15/2/2009

Aşk...




Kapım çalınıyor... Sessizce ve usulca kalbim bir yarının eşiğinde yine... Aylardan Kasım, oysa benim yüreğimde Nisan tadında umutlar yeşeriyor... Bir selam ansızın, bir gülümseyiş... Ardı sıra sıcacık bir dokunuş yüreğime... Geliyorum diyor Aşk... Bağıra bağıra giriyor kapalı kapılarımdan... Sorgusuzca işgal ediyor her yanımı... Neden bilmem, karşı koymak içimden gelmiyor... Teslim oluyorum... Umarsızca çarpıyor kalbim... Henüz adı konulmamış düşlerimin... İsmini vermediğim bir ülke var içimde sakladığım... Tutuyorum senin ismini oraya yazıyorum... Bilmiyorum ne olur sonum? Uzak oluşundan, mesafelerin içimi yakacağından. Sonra yarım kalmaktan, acı çekmekten korkmuyorum... Öyle bilmediğim bir inanç var işte içimde... Bilmediğim bir güven duygusu belki... Belki hayallerimde düşlediğim... Söyleyemediğim, tarif edemediğim bir aşinalık... Sanki bir ömür beklediğim oymuş, sanki ben onun için yalnız kalmışım diyorum... Ona yazılmış sanki benliğim... Kader dedikleri böyle bir şey mi hiç bilmiyorum... Bildiğim tek şeyse ruhuma işleyen varlığı... Dedim ya bilmiyorum ne olur sonum? Gözlerimi kapattığımda, kaybolur mu bilmem? Ama korkmuyorum işte... Sonuna kadar açıyorum yüreğimin kapılarını... Sonsuz bir inançla varlığımı ona adıyorum... An sayıyorum artık hece hece... Nefes gibi ismini sayıklıyorum... Onu bir an bile görebilme ümidiyle yanıp tutuşuyorum... Ve özlüyorum hiç bilmediğim varlığını... Onu sevebilme ümidimi bile seviyorum işte, onunla birlikte...

Arşivden...

14/2/2009

Sevgililer Günü ( Valentine's Day )






14 Şubat

“Sevgililer Günü”nüz

Kutlu Olsun…

Gecenin Rengi